|
Hatay Barosu Adına Baro Başkanı Av. Sinan Akgöl,
10 Aralık İnsan Hakları Günü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı.
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin Birleşmiş Milletler tarafından
10 Aralık 1948' de kabul edilişinin üzerinden 59 yıl geçtiğini ifade
eden Sinan Akgöl, “59 yıldır, Bildirgede sözü edilen ve insanın
doğuştan sahip olduğu hakların ayrımsız herkese tanınması ve yaşam
bulması için insanlık ailesi bir onur mücadelesi yürütüyor. 59 yıl
önce kabul gören uluslar arası bir belgede yaşam bulan insan hakları
ve demokrasi açısından, bugün dünyada ve Türkiye' de durum iç açıcı
değildir. Türkiye' de demokrasinin geliştirilmesi, insan haklarının
korunması hukukun üstünlüğü alanında geriye gidişe doğru
sürüklenmeliyiz. Haklar, başka hiçbir şeye feda edilmemelidir. İdari
makamlar ve yargı insan hakları ihlali konusunda yeterli duyarlılık
göstermemektedir. Bireylerin hak özgürlüklerinin korunması, hukuk
devletinin işlerliğinin sağlanması, hukuki sorunların adalet ve
hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesi için yargının ve onun ayrılmaz
bütünü savunmanın bağımsız olması gerekir. Biz hala yargının ve
savunmanın bağımsız olması gerektiğinden söz etmeye devam ediyoruz.
Ne yazık ki yargı ve savunma beklenen özgürlüğüne ve siyasi
müdahalelerden uzak bir konuma taşınamadı. Ne yazık ki yargı ve
savunma her gelen siyasinin bir manevra alanı olarak görülmeye devam
ediyor. Siyasi idare savunma mesleğini geri götüren uygulamalardan
bir an önce dönmelidir. İnsan haklarının tam olarak güvence altına
alınması ve hukukun üstünlüğünün sağlanması için; hiçbir gerekçe ile
temel insan haklarının özüne dokunulamayacağı anayasa kuralı olarak
öngörülmeli idarenin her türlü eylem ve işlemi istisnasız yargı
denetimine tabi tutulmalıdır. Kadın-erkek eşitliği yeniden
düzenlenmeli, her türlü ayrımcılık önlenmelidir. Kadına karşı
şiddetin önlenmesi hususunda yasal yaptırımlar yanında, esnek ve
hızlı hareket edebilen idari mekanizmalar oluşturulmalıdır. Siyasi
partiler Yasasında ve Seçim Yasasında siyasi faaliyetleri sınırlayan
hükümler kaldırılmalı, ceza yasası başta olmak üzere ifade ve
örgütlenme özgürlüklerini sınırlayan düzenlemeler tümden
kaldırılmalı, zorunlu olanlar özgürlüğü sınırlamayacak şekilde
yeniden düzenlenmelidir. Göz altı merkezleri ve cezaevlerinin
izlenmesi için bağımsız kurullar oluşturulmalı infaz hukuku ve infaz
koşulları düzeltilmeli, infaz hakimleri tutuklu ve hükümlülerin
şikayet ve taleplerini etkili inceleyip, sonuçlandıracak şekilde
yeniden yapılandırılmalıdır.” Akgöl, şöyle devam etti: “Hala
milyonlarca kişi sosyal güvenceden yoksun, eğitim ve sağlık
hizmetlerinden uzak. Bütçede, adalet, sağlık ve eğitim hizmetlerinin
göz ardı edilmesi, haklarımızı doğrudan etkiliyor. Kişilere
kendisini ve ailesini insan onuruna uygun şekilde yaşatacak gelir
olanağı sunmadan; sağlık ve eğitim hizmetleri vermeden; sağlıklı
konutlarda yaşamasını; sağlıklı içme suyuna sahip olmasını; kendisi,
ailesi, çocukları korumadan, haklarına saygı göstermeden, toplumda
insan haklarının sağlandığı söylenemez. Baro olarak; hukukun
üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak asli görevimizidir.
İnsan hakları ihlallerinin önlenmesinde savunma mesleği
vazgeçilmezdir.Hatay Barosu olarak, insan hak ve özgürlüklerinin
kullanma imkanı tanındığı, geliştirdiği ve insan hakları
ihlallerinin yaşanmadığı bir dünya ve Türkiye istiyoruz.”
HATAY GAZETESİ |